Bir kentte savaşta ve barışta yaşam
koşullarının en iyiye ulaştırılması hedeflenen kimseler
elbette kadınlar ve çocuklardır.
Zamanla modernleşen kentler,
bünyelerinde kadınları ve çocukları onların mevcut zamanda ve
yeni dünya düzeni ile değişen ihtiyaçlarını karşılamayı
gerçekleştirmekte yetersiz kalmıştır. Bu ihtiyaçların
giderilmesi için dünyada kadınlara ve çocuklara duyarlı kentler
mi geliştirilmeli ya da sırf kadın ve çocuk faktörü göz önünde
bulundurularak koruyucu ve merhametli şehirler başlığı altında
şehir modelleri mi oluşturulmalıdır?
Bilmeliyiz ki kadınların ve
çocukların yaşadığı her şehir nefreti ve soğukluğu değil,
sevgiyi ve emniyeti vurgulayan şehirlerden olmak durumundadır.
Çocukların sevgi, eğlence, yeni öğrenmeler gerçekleştirme,
dünyaya izole olmadan, dünyaya dokunarak hayatı tanıyabilme gibi
ihtiyaçlarını gerçekleştirdiği mekanlar, sokaklar, hacimler var
olmalı ve bu kıstaslar bağlamında tasarım yapılabilmelidir.
Şehirler kadınların emniyetle yolculuk yapacakları, ihtiyaçlarını
giderebilecekleri, farklı yaşam standartların sahip kadınların
farklı mekan ihtiyaçlarına cevap verebilecek hacimlere kolay
ulaşabilecekleri şekilde tasarlanmalıdır.
Bu çerçeve de şehirleri imar ederken
ihtiyaçların neler olduğu ve olabileceği hesap edilmelidir. Nasıl
ki bir bebek anneden güvenli ayrılmayı kademeli olarak
gerçekleştiriyorsa çocuk yine aynı şekilde ev içinde başlayan
oyun ve keşfetme dünyasına evin yakın çevresinde devam eder,
evden kademeli olarak uzaklaşma davranışını gerçekleştirir.
Evin yakın çevresinin çocuğun bu ihtiyacını gerçekleştirmesine
imkan tanıyacak şekilde tasarlanması söz konusudur.
Çocuk şehir ikilisinde çocukların
evlerine çok yakın özgürce oyun oynayıp diğer insanlarla
etkileşim halinde olacakları alanların birçok bölgede olmayışı
var olan yerlerde de çocukların gelişimlerine yeterli önemi
vermeyişi kent tasarımında çocuk boyutunu yeteri kadar
sorguladığımız gerçeğini hatırlatıyor.Çocukların
gelişimlerini, oyun oynarken dahi bazı beceriler geliştireceğini
gözler önüne alarak yerleşim yerleri ve bu yerleşim yerlerinin
çevre düzenlemesini doğru biçimde tasarlamalıyız.
Çocukların çeşitli etkinliklere
dahil olacakları yapıların tamamı çocuk faktörü çerçevesi
dahilinde inşa edilip tasarlanmalıdır. Bir tiyatro salonu
çocukların tiyatro etkinliklerine hizmet verecekse, çocuk boyutu
dikkate alınarak tasarım yapılmalı, tuvaletler yine çocukların
erişebilecekleri yükseklikte lavabolarla donatılmalıdır. Kültür
merkezlerinde çocukların vakit geçirebilecekleri oyun alanları,
çocuk bakım odaları gibi hacimlerin varlığı ve dizaynı yine
aynı husus altında söz konusudur.
Kadınların da toplum içinde
varlığının toplumun yetişmesinde önemi oldukça büyüktür ve
toplumun daha müreffeh yaşaması için kadının ihtiyaçlarının
da giderilmesi gerekmektedir. Bir mimar ve şehir planlamacı,
kadının şehir hayatına dahil olup çalıştığında çocuğunu
nereye emanet edecek, okul öncesi dönem eğitim kurumları ve
alanları iş yerlerine ne kadar mesafede olacak, bu alanlar iş
yerlerinin kendi bünyesinde bulunursa kurum içinde çocuklar ve
bebekler için ayrılan hacimler kurumun neresinde bulunacak gibi
soruların doğru cevaplarını verecek tasarımları yapmak
durumundadırlar.
Çalışmayan annelerin, çocuklarının
gelişimlerini sağlamak için ev dışında faaliyet gösterecek
mekanların yerleşim yerlerine uzaklığı ve bu yapıların
tasarımı önem arz etmektedir. Çocukların ev dışı
etkinliklerini sağlayan oyun alanları, piknik alanları, bahçeler,
galeriler; bu mekanın yakınındaki yerleşim alanlarındaki nüfus
dikkate alınarak tasarlanmalıdır. Çocukların oranla daha fazla
sayıda var oldukları bölgelerde bu ekinlik alanlarının büyüklüğü
değişmektedir. Giriş nasıl hangi genişlikte olacak, girişte
beklerken sıkılan çocuklar için nasıl bir giriş tasarımı
yapılmalıdır, çeşitli galeriler çocuklar için ne gibi
faaliyetleri gerçekleştiriyor, amacına hizmet etmesi için
tasarımı nasıl olmalı gibi sorulara cevap verebilmek mühimdir.
Bunların dışında kadın sığınma
evleri, yetimhaneler gibi kurumların çevre düzenlemesi ve yapı
tasarımında çağdaş yöntemlere başvurmak artık elzemdir. Bir
yetimhanenin bahçesinde neler olmalı, kadın sığınma evlerinde
güvenlik nasıl sağlanmalı, psikolojik olarak tasarımda renkler,
yerleşim nasıl etkiliyor, psikolojik destek sağlayan alanların
mekandaki konumu ve tasarımı, bireylerin üretime katkıda
bulunacakları birbirleriyle iletişim halinde olup yalnız
kalmayacakları hem kendilerini geliştirmelerini hem de tedavilerine
yardımcı olacakları eğitim ve atölye olarak kullanılan
alanların tasarımının nasıl olacağı gibi hususların önemli
olduğu bilinmelidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder