26 Temmuz 2016 Salı

RENK DOKU MALZEME'nin İNSAN PSİKOLOJİSİNE ETKİSİ

RENK

Renklerin psikolojik etkileri bilinen bir gerçek olmakla birlikte birçok firma tarafından etkili bir şekilde kullanılmaktadır.


Mavi, yeşil ve tonlarının derinlik kazandırdığı verimliliği arttırdığı bilinir ve son yıllarda tasarlanan eğitim kurumlarında kullanılabilecek renklerden olduğu söylenmektedir. 


Tasarlanan psikiyatri merkezlerinde beyaz, sarı gibi iç aydınlığı kazandırabilecek, ruhu aydınlatabilecek renklerin etkisi göz önünde bulundurulmaktadır.

 

Kahverengi tonları toprağın rengi olup, sağlamlık güvenilirlik hissi vermenin yanında bunaltıcı bir etkisi de vardır. Bu nedenle birçok yeme içme mekanları oturma birimlerinin bulunduğu ortamları kahverengi ile döşeyerek hem güvenilir hiisi verip hem de çabuk yiyip kalkmalarını sağlamaktadır.

 

DOKU
Doğadaki tüm dokular doğal dokulardır.
1. Organik dokular ( hücreye dayalı dokular; kelebek kanadı ya da yaprak dokusu gibi doğa elemanının öz yapısını yansıtır. )
2. Kimyasal dokular ( atoma dayalı dokular )
3. Dinamik dokular ( enerjiye, harekete dayalı dokular ) nitelik ve etki olarak birbirlerine zıttırlar
4. Geometrik yapılı doku; bir geometrik elemandan hareket edilerek değişik işlemler yolu ile yaratılır. ( doğada arı peteği, örümcek ağı gibi )
5. Kristal yapılı dokular; doğadaki kristalize yapılı elemanlarda bulunur.( kar, tuz,buz vs. minarelleri )
Dokunun işleve yönelik etkisiyle birlikte psikolojik etkisi de mevcuttur. Tasarımları gerçekleştirirken hem psikolojik etkiyi hem de işlevselliği düşünmek gerekmektedir.
Örneğin kumaş dokusu ses emerken aynı zamanda insana ev ortamını çağrıştırdığı için sıcaklık hissi de vermektedir. Özellikle bu işlevi ve etkisinden dolayı konferans salonları gibi mekanları kumaşla kaplamak da görülmektedir.

 

Başka bir doku örneği de günümüzdeki gibi eskitilmiş görünüme sahip malzemeleri de verebiliriz. Oldukça pürüzsüz ve temizlenmeye elverişli bu yüzeyler eskitilmiş görünüme sahip olacak şekilde tasarlanan bu ahşap ve mamüllerinden imal edilmiş tasarılar anılara sahip, yadigar kalmış, aileye ve sahibine aitlik hisleri vermekte ve tercih edilmektedir.

 

MALZEME

Malzeme renk ve dokunun daha kapsamlı olarak tasarıma yansımasının örneğidir. Malzeme, rengini dokusunu, malzemenin ömrü, kullanıcın davranışı gibi birçok faktöre bağlı olarak etkili olabilir.
Zemin kaplamalarında kullanılan kalker taşı ve türevleri ile asfalt arasındaki psikolojik etki yadsınamaz. Asfalt araç trafiğinin (işlevselliğe -dayanıklı olmasından ötürü- hizmet ettiğinden) var olduğu yerlerde kullanılmasından ötürü yaya yollarında kullanılması çok estetik değildir. Kamu binaları iç mekanlarında özellikle fuaye alanları, yaya yolları, dinlenme alanları gibi açık alanlarda hem dayanıklılığı hem işlevselliği hem kullanışlılığı, doku azlığı ve sürtünmeyi azaltması gibi faktöreler nedeniyle kalker taşı ve türevlerini kullanmak daha elverişlidir.



Açık ve kapalı alanlarda kullanılacak oturma birimlerinin işlevsellikten ötürü farklı kaplamalara sahip olmasının yanında bizlere hangi oturma biriminin hangi alanda var olması gerektiği hissini de yaşatır. Açık alanda ahşap kaplama oturma birimlerinin yanında sıcaklık hissini vermesi için demir sandalyeler ve üzerlerinde çıkabilir minderler ile hizmet verildiği görülebilir.

 

Günümüzde ahşap yapıların verdiği sıcaklık konfor gibi etkileri görebilmek için, betonarme yapıları ahşap görünümlü kaplamalarla cephelemek malzemelerin verdiği psikoljik etkinin ne boyutta olduğunu gözler önüne sermektedir.

 KAYNAKÇA









23 Haziran 2016 Perşembe

SUYUN ŞEHİR VE ŞEHİRLİ İÇİN ÖNEMİ


Canlıların yaşam kaynağı olan suyun kent ve kentli için önemi çağlar boyu yadsınamaz. Su varlığıyla tüm canlıların yaşamsal faaliyetlerini en iyi şartlarla gerçekleştirilmesine imkan veren bir unsurdur. İnsanlık gerek özel yaşam alanlarında gerek sosyal yaşamında aktivitelerinin merkezine suyu koyabilmiştir. Gelişen ve geliştikçe yeni ihtiyaçlara sahip olan gezegenimizde suyun şehir için yeri önemlidir ve bir kentli suya verdiği değeri nasıl göstermelidir, bilinmesi gerektir.

Antik çağ kentlerinde dahi göreceğimiz su öğeleri kent için suyun ne denli önemli olduğunun somut örnekleridir. Uzun geçmişe sahip, asırlarca ayakta duran şehirlerin kentin işaret öğelerinde yer alan; çoğunlukla kenti oluşturma da işaret öğesi niteliği taşıyan su öğeleridir. Perge antik kentinde şehir içinde ana damarı oluşturan caddenin kamu alanı dolayısıyla insanların buluştuğu çeşitli faaliyetlerde bulundukları alan olması kadar cadde ortasından geçen ve akan suyun varlığı suyun eski çağlarda dahi ne denli önemli olduğunun ispatı niteliğindedir. Bu ana damar olan caddenin belli yol ayrımlarında, geniş buluşma mekanlarında, sirkülasyonun yoğun olduğu noktalarda suyun biriktirilmesi suretiyle havuzcuklar oluşturulmuştur. Su öğesinin kent içinde merkezi alanlar haline gelmesi suyun kullanımda işlevi ve önemini göstermekle birlikte suyun bulunduğu noktaları kent için mihenk taşı gibi işaretlediği aşikardır.

Tipik islam mimarisinde de; iç avlulu yapılarda, avludaki bir su havuzu ile buna bağlı su damarlarını görmek mümkündür. Bunun en büyük örneği Elhamra Sarayıdır. Suyun kullanımı ve gideri düşünülüp iki yana yatık taşlar döşenip ortadaki kanalla bu sağlanmıştır. Ayrıca Avrupa'da uygulanan kaldırım kenar taşlarının temeli islam mimarisindeki bu uygulamaya dayanır.

Günümüzde benzer su birimlerini çok küçük ölçekten büyük ölçeğe kadar görmemiz mümkündür. Bir alışveriş merkezlerinin iç ve dış mekanlarında su öğelerini sıklıkla görmekteyiz. Suyun gerek dinlendiricilik etkisi gerek hava sirkülasyonunu ve mikro klima etkisini sağlaması açısından alışveriş merkezleri içinde talep edilmekte ve kullanılmaktadır. Kent içinde insanların toplandığı alanlar, açık hava rekreasyon alanları suyun farklı biçimlerde işlenmesiyle zenginleştirilmektedir.

Üst ölçekten bakarsak; içinden su geçen ve suya kıyısı olan şehirlerin gerek tarih birikimlerinden ötürü gerek doğal güzelliğinden ötürü turizmin gelişmesine vasıl olur. Özellikle su çevrelerinde rekreasyon alanları gibi açık alanlarda suyun varlığı toplum içinde yaşayan bireylerin sosyalleşmesini, iletişime geçmesini farklı yaşamsal faaliyetleri gerçekleştirmelerini sağlar. Kırsal yerleşmelerde Anadolu kültüründe vurgu yapmış çeşme kültürü, o alanda yaşayan bireylerin temizlik, gıda hazırlığı ve temizlenmesi, bitki ve hayvanları için gerekli ihtiyacı karşılaması  bakımında başvurdukları ve diğer bireylerle sosyalleşebildikleri mekanlar olarak işlev görmüştür. Kent yaşamında suyla iç içe olan alanların, sosyalleşme, dinlenme ve eğlenme mekanları olarak kullanılması suyun önemini gösterir. Ayrıca suya kıyısı olan şehirlerde ticaretin daha gelişmiş olduğu ve ekonomik hinterlandının ivmeli olarak arttığı gözlemlenir.

Geçmişten günümüze temiz ve kirli suyun ayrıştırılması amacıyla çeşitli projeler yapılmış; antik kentlerde dahi temiz kirli suyun karıştırılmaması ve suyun buharlaşıp azalmaması amacıyla yer altında ve yer üstünde su kanalları üretilmiş ve kullanılmıştır. Ancak enerji ihtiyacını karşılamak için yapılan değişimler, dünya nüfusunun hızla artmasıyla ortaya çıkan ham madde ihtiyacının yetersizliği ve bu yetersizliği gidermek amacıyla sanayileşmenin artması, ne yazık ki var olan küresel ısınma ve beraberinde gelen sorunların büyüklüğü dolayısıyla yeni dünya düzeninde temiz suyun varlığının ve temiz suya erişimin zorlaştığı gün gibi ortadadır. Günümüzde temiz suyun korunması bireylerin kişisel ihtiyaçlarından tarıma, iklimlerin dengesinden ekonomiye kadar geniş bir çerçevede önem arz etmektedir. Özellikle sanayinin daha yoğun olduğu hinterlandı geniş, hızla genişleyen şehirlerde suyun muhafazası daha zor olduğundan çeşitli projeler gündeme gelmektedir.

Su filtreleme sistemleri, geri dönüşüm uygulamaları ile atık temizliği için gerekli enerji ve su ihtiyacına gerek kalınmaması, doğal hayatı ve iklimi sabote eden yanlış mevsimlerde avlanma, izinsiz avlanma, hayatın her anında yenilenebilir enerji kullanımı ile suyun enerji kaynağı olarak kullanılmasına gerek duyulmaması gibi çalışmalar yapılmakta ve hedeflenmektedir.

Gelecekte suyun daha da değerli olacağı aşikardır. Temiz suya ulaşımda ve temiz suyu korumada önemli projeler gelecekte daha da dikkate alınıp uygulanmaya çalışılacaktır. Atık suyun arıtılması ve depolanması, suyun kullanımını aza hatta sıfıra indirmek için geri dönüşüm, yenilenebilir enerji çalışmalarında yenilikler daha verimli hale getirilecek şekilde güncellenen projelerden olmalıdır.

Suyun bir enerji kaynağı olarak kullanılması kadar bir peyzaj öğesi olarak kullanılması da hedeflenmelidir. Suyu bünyesinde iklimin niteliğine göre absorbe eden ya da kullanılmasına izin veren akıllı malzemeler üretilmeli, şehir içinde yollardaki ağaçların sulanmasında, çeşitli peyzaj alanlarında değerlendirilmesi sağlanmalıdır.

Yağmur sularının değerlendirilmesi, atık suların temiz suyla karıştırılmadan işlenmesi, sulama sularının ve içme sularının mineral bakımından zenginleştirilmesi ya da tarım çalışmalarında gerektiğinde ayrıştırılması gibi çalışmalara önem verilmesi gerekmektedir.

Singapur'da kanalizasyon sularının iyi düzeyde işlenerek rezervuarlara yönlendirilmesi projesi gibi konutlardaki musluk sularının arıtılıp rezervuarlara gönderilmesi projeleri suyun işlenmesi için gelecekte sıkça kullanılabilecek olanlardandır.

Geleceğin şehirlerinde suyun şehir içi temiz havayı arttırması, nem düzeyini dengeleyebilecek ve daha kaliteli hava alınabilecek şekilde işlenmesi gündemde olmalıdır.

Medeniyetin simgesi olmuş şehirlerde su öğelerinin şehrin kalbi sayılan noktalarda  varlığı ve doğal yaşamın taklidi nitelikte tasarlanması kentlilerin yaşam kalitelerini arttıracağı ve şehir içinde her alanda verimin sağlanabileceği bilinmelidir.


KAYNAKÇA

ELİNÇ, Zuhal KAYNAKÇI, Hakan ELİNÇ, and Latif Gürkan KAYA. "Antalya Atatürk Kültür Parkı Örneğinde; Kentsel Yeşil Alanların Önemli Parçası Olan Su Elemanları." İnönü Üniversitesi Sanat ve Tasarım Dergisi 2.4 (2013).
Lynch, K. Kent İmgesi,
Oktay, Hilmi Ekin, Reyhan Erdoğan, and Fatma Başak Oktay. "AKARSULAR VE AKARSULARDA REKREASYON OLANAKLARI."İnönü Üniversitesi Sanat ve Tasarım Dergisi 6.13 (2016).
http://www.ekoyapidergisi.org/102-suya-duyarli-sehirler.html


14 Haziran 2016 Salı

Understanding Art

Unfortunately, we haven't deeply information about art, we dont know about instantaneous, what it tell us. So we can it understand about art, installation, art ideas, ideology...

However all arts aim attracting attention about happening in the world; like becoming less moral values, violence against women, global warming, child labour etc. So all arts must explain the message to everyone -who are from every country/ who speak different languages- with its shape, its color, its texture ... And so, we can say that, all arts managed to explain the message as long as we read the art. 

The way of this is that people should examine art works, read craftsman's message or article, think and ask to self about installation. Art shouldn't have a language. Art is a language...

9 Mayıs 2016 Pazartesi

TASARIMDA KÜLTÜREL ETKİ


Mimarlığın mühendislikten biraz daha farklı bir alan olduğu bilinen bir gerçek. Herkesin dilindeki ise tasarımcının her konuda az çok bilgi sahibi olması gerektiği söylemleridir. Gerçekten bir tasarımcı birbirinden farklı ve çoğumuzun her zaman rast gelmediği meslekler, hobiler, edimlerle karşılaşabilir. Tasarımcı bunlar arasındaki örüntüleri zihninde oluşturur ve çıkış yolları saptar. Mimarın bir spor dalının en büyük inceliklerine kadar bilgi sahibi olması buna verilecek bir örnektir. Özelleştirerek açıklarsak mimari farklı disiplinlerle harmanlanacak bir disiplindir.

Günümüz dünyasında bilginin bu kadar parmaklarımız arasında olmasıyla değişen edimler disiplinler arası çalışmanın verimliliğini de ispatlar niteliktedir. Bu neticeye ulaşmadaki asıl faktör ise toplumu oluşturan bireylerin yaşantısıyla ilişkilidir. Bireyler nasıl davranırlarsa, kültür ve sosyal öğrenme o yana kaymakta ve bireylerin ihtiyaçları da aynı yöne evrilmektedir. Hal böyle olunca, tasarımcıların kaygıları bireysel üsluplarını yansıtmanın, estetik kaygılara cevap vermenin başında bireylerin bu evrilen ihtiyaçlarını da giderebilecek ürünler üretmek oluyor.

Bireyler tüm bu davranışlarını sergilerken elbette var olan kültürel etkileri de bir anda yok sayamazlar. Kültürel etki insanları sarıp davranışlarında etkili olmaktadır. Beraber yemek yeme kültürü medeniyetimizin önemli hususlarından biridir ve günümüz şartlarında çekirdek aile içinde bile bireyler şehir yaşantısına adapte olup aile bireyleriyle birlikte sofraya oturmak için zaman bulamasalar da akşamları, hafta sonları gibi farklı imkanlar yaratmaya ve aile için kaliteli zaman geçirmeye dikkat etmektedirler. Bizlere miras kalan bu kültürü yaşatma gayreti içinde olmak, kültürel etkinin farklı şekillerde vücut bulan aktivitelere rağmen varlığını sürdürmesi anlamına gelmektedir.

Tasarımcı bu bağlamda kültürel etkinin varlığını yadsıyamaz. Üretim yaparken tasarladığı her bir noktada dahi kullanıcıların kültürün etkisinde olduğunu hesaba katmalıdır. Birey davranışlarının ne yöne evrildiğinin bilincinde olup bu ipuçlarını tasarımını işlevselleştirmek için kullanır.

Bununla birlikte tasarım sadece o kültüre has ve varlığı zenginlik oluşturan davranışı yaşatmaya çalışmakla gerçekleşmez. Farklı kültürlerde ortak olarak var olan eylemlerin kültürün yaşandığı coğrafyanın, insanların o edimi ne ölçüde gerçekleştirdiği de dikkat edilmesi gereken bir husustur. Bir davranış biçiminin kültürlere göre farklı ölçülerde gerçekleşmesi, ya da gerçekleşmesi sırasında duyulan ihtiyaçların ne kadar ve nasıl olduğu da tasarımın ihtiyaçlarını belirlerken not edilmesi gereken kalemlerdendir.


7 Mayıs 2016 Cumartesi

SEVGİYİ YAŞATAN ŞEHİRLERİN İMARI

Bir kentte savaşta ve barışta yaşam koşullarının en iyiye ulaştırılması hedeflenen kimseler elbette kadınlar ve çocuklardır.

Zamanla modernleşen kentler, bünyelerinde kadınları ve çocukları onların mevcut zamanda ve yeni dünya düzeni ile değişen ihtiyaçlarını karşılamayı gerçekleştirmekte yetersiz kalmıştır. Bu ihtiyaçların giderilmesi için dünyada kadınlara ve çocuklara duyarlı kentler mi geliştirilmeli ya da sırf kadın ve çocuk faktörü göz önünde bulundurularak koruyucu ve merhametli şehirler başlığı altında şehir modelleri mi oluşturulmalıdır?

Bilmeliyiz ki kadınların ve çocukların yaşadığı her şehir nefreti ve soğukluğu değil, sevgiyi ve emniyeti vurgulayan şehirlerden olmak durumundadır. Çocukların sevgi, eğlence, yeni öğrenmeler gerçekleştirme, dünyaya izole olmadan, dünyaya dokunarak hayatı tanıyabilme gibi ihtiyaçlarını gerçekleştirdiği mekanlar, sokaklar, hacimler var olmalı ve bu kıstaslar bağlamında tasarım yapılabilmelidir. Şehirler kadınların emniyetle yolculuk yapacakları, ihtiyaçlarını giderebilecekleri, farklı yaşam standartların sahip kadınların farklı mekan ihtiyaçlarına cevap verebilecek hacimlere kolay ulaşabilecekleri şekilde tasarlanmalıdır.

Bu çerçeve de şehirleri imar ederken ihtiyaçların neler olduğu ve olabileceği hesap edilmelidir. Nasıl ki bir bebek anneden güvenli ayrılmayı kademeli olarak gerçekleştiriyorsa çocuk yine aynı şekilde ev içinde başlayan oyun ve keşfetme dünyasına evin yakın çevresinde devam eder, evden kademeli olarak uzaklaşma davranışını gerçekleştirir. Evin yakın çevresinin çocuğun bu ihtiyacını gerçekleştirmesine imkan tanıyacak şekilde tasarlanması söz konusudur.

Çocuk şehir ikilisinde çocukların evlerine çok yakın özgürce oyun oynayıp diğer insanlarla etkileşim halinde olacakları alanların birçok bölgede olmayışı var olan yerlerde de çocukların gelişimlerine yeterli önemi vermeyişi kent tasarımında çocuk boyutunu yeteri kadar sorguladığımız gerçeğini hatırlatıyor.Çocukların gelişimlerini, oyun oynarken dahi bazı beceriler geliştireceğini gözler önüne alarak yerleşim yerleri ve bu yerleşim yerlerinin çevre düzenlemesini doğru biçimde tasarlamalıyız.

Çocukların çeşitli etkinliklere dahil olacakları yapıların tamamı çocuk faktörü çerçevesi dahilinde inşa edilip tasarlanmalıdır. Bir tiyatro salonu çocukların tiyatro etkinliklerine hizmet verecekse, çocuk boyutu dikkate alınarak tasarım yapılmalı, tuvaletler yine çocukların erişebilecekleri yükseklikte lavabolarla donatılmalıdır. Kültür merkezlerinde çocukların vakit geçirebilecekleri oyun alanları, çocuk bakım odaları gibi hacimlerin varlığı ve dizaynı yine aynı husus altında söz konusudur.

Kadınların da toplum içinde varlığının toplumun yetişmesinde önemi oldukça büyüktür ve toplumun daha müreffeh yaşaması için kadının ihtiyaçlarının da giderilmesi gerekmektedir. Bir mimar ve şehir planlamacı, kadının şehir hayatına dahil olup çalıştığında çocuğunu nereye emanet edecek, okul öncesi dönem eğitim kurumları ve alanları iş yerlerine ne kadar mesafede olacak, bu alanlar iş yerlerinin kendi bünyesinde bulunursa kurum içinde çocuklar ve bebekler için ayrılan hacimler kurumun neresinde bulunacak gibi soruların doğru cevaplarını verecek tasarımları yapmak durumundadırlar.

Çalışmayan annelerin, çocuklarının gelişimlerini sağlamak için ev dışında faaliyet gösterecek mekanların yerleşim yerlerine uzaklığı ve bu yapıların tasarımı önem arz etmektedir. Çocukların ev dışı etkinliklerini sağlayan oyun alanları, piknik alanları, bahçeler, galeriler; bu mekanın yakınındaki yerleşim alanlarındaki nüfus dikkate alınarak tasarlanmalıdır. Çocukların oranla daha fazla sayıda var oldukları bölgelerde bu ekinlik alanlarının büyüklüğü değişmektedir. Giriş nasıl hangi genişlikte olacak, girişte beklerken sıkılan çocuklar için nasıl bir giriş tasarımı yapılmalıdır, çeşitli galeriler çocuklar için ne gibi faaliyetleri gerçekleştiriyor, amacına hizmet etmesi için tasarımı nasıl olmalı gibi sorulara cevap verebilmek mühimdir.

Bunların dışında kadın sığınma evleri, yetimhaneler gibi kurumların çevre düzenlemesi ve yapı tasarımında çağdaş yöntemlere başvurmak artık elzemdir. Bir yetimhanenin bahçesinde neler olmalı, kadın sığınma evlerinde güvenlik nasıl sağlanmalı, psikolojik olarak tasarımda renkler, yerleşim nasıl etkiliyor, psikolojik destek sağlayan alanların mekandaki konumu ve tasarımı, bireylerin üretime katkıda bulunacakları birbirleriyle iletişim halinde olup yalnız kalmayacakları hem kendilerini geliştirmelerini hem de tedavilerine yardımcı olacakları eğitim ve atölye olarak kullanılan alanların tasarımının nasıl olacağı gibi hususların önemli olduğu bilinmelidir.